TIBBİ UYGULAMA HATALARINDA MADDİ TAZMİNAT TÜRLERİ
Tıbbi uygulamada kusurlu davranışı ile zarara neden olan hekim, neden olduğu zararı tazmin etmekle yükümlü olacaktır. Hukukumuzda tazminatın, zararı tazmin etmeye yarayacak miktarla sınırlı olması, zarar görenin zarara sevinmesine neden olmaması gerektiği kabul edilmiştir.
Yerel mahkemelerin aydınlatma yükümlülüğünün ihlali halinde yalnızca manevi tazminata hükmedilmesi yönündeki kararları Yargıtay tarafından bozulmaktadır. Aydınlatma yükümlülüğünün ihlali müdahaleyi hukuka aykırı hele getirdiğinden kendi başına bir tıbbi uygulama hatası olarak kabul edilmekte ve hem maddi hem manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilmektedir.
Maddi tazminat, zarara uğrayan kişinin malvarlığı değerlerindeki azalmayı telafi etmeyi amaçlar. Bu azalma, zararın giderilmesi için yapılan yeni bir tedavinin masrafından kaynaklanabileceği gibi kazanç kayıpları da maddi tazminatın kapsamı içinde tutulmuştur.
Yeni Tedavinin Masrafları ve Yan Giderler
Hastanın tedavisinin hatalı olması sonrasında iyileşmesi için çoğunlukla yeni bir tedavi alması gerekir. Bu tedavi bazen bir ameliyat gerektirebileceği gibi ameliyat sonrası ciddi bir rehabilitasyon sürecini zorunlu kılabilir. Hastanın uğradığı zararın giderilmesi için alması gereken tedaviler ile rehabilitasyonun yanında temin etmesi gereken ilaçlar da hatalı tıbbi uygulamanın bir sonucu olduğundan bu süreçte yapılan tüm masraflar şüphesiz maddi tazminatın kapsamı içerisindedir.
Tedavinin uzun sürmesi veya hastanın yeni tedaviyi başka bir şehirde almak zorunda kalması halinde ulaşım masrafları ciddi boyutlara ulaşabilir. Böyle durumlar için Yargıtay, yol ve taksi masrafı gibi ulaşım giderlerini de maddi zarar kapsamında görerek tazminine karar vermiştir.
Çalışamamadan Kaynaklanan Zararlar ve Kazanç Kaybı
Zarara uğrayan kişi, tedavinin hatalı olması nedeniyle yeni bir tedavi almak zorunda kalmasının ardından iyileşme sürecinde işinden geri kalabilir. Özel sektörde işçi olarak çalışan hastanın, hastalık sürecinde işe gidememesi veya işten ayrılması gibi serbest meslek ya da tacir olan hasta da hatalı tıbbi uygulama neticesinde iyileşme sürecinde iş yerini kapatmak zorunda kalabilir. Hukuken geçici iş göremezlik olarak tanımlanan bu süreçte yoksun kalınan kazancın tespit edilmesi gerekir.
Meslekte Kazanma Gücünün Kaybı
Hatalı tıbbi uygulama, hastanın bedenine kalıcı bir zarar verebilir. Bu zarar, hastanın bir uzvunun kaybı veya işlevini kısmen veya tamamen kalıcı olarak yitirmesi şeklinde kendini gösterebilir. Bu durumda hasta, yanlış tedaviden önceki haline göre daha az kazanacağı için yaşadığı ve yaşayacağı kazanma gücü kaybının tazminini talep edebilir. Zarar gören kişinin emekli olması, ev hanımı olması veya yaşça küçük olması tazminat talep etmesine engel değildir.
Bakıcı Gideri
Hastanın, hekimin bir kusurlu bir fiili nedeniyle uğradığı zararın boyutu bakıma muhtaç hale gelmesine neden olacak kadar büyük olabilir. Böyle bir durumda gerek iyileşme süreci için geçici gerek kalıcı olarak bakıma muhtaç kalma hale gelme durumunda yapılan ve yapılacak olan bakıcı giderleri maddi tazminatın kapsamına dahildir.
Geç Teşhis Hali ve Hatalı Tedavi Bedelinin İadesi
Hastalığının geç teşhis edilmesi halinde hasta, hastalığın geç teşhis edilmesi nedeniyle fazladan yaptığı masrafları talep edebileceği gibi eser sözleşmesi hükümlerinin uygulandığı estetik operasyonlarda vadedilen şekilde sonuçlanmayan tedavinin bedelinin iadesini talep edebilir10. Bunun dışındaki tedavi giderlerinin ise hastalığın teşhisi için yapılması zorunlu olan giderler olduğundan talep edilemeyeceği kabul edilmiştir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Hatalı tıbbi müdahale nedeniyle hayatını kaybeden hastanın yakınları tarafından talep edilebilecek olan destekten yoksun kalma tazminatı, sonraki yazılarımızda detayları ve şartları ile açıklanmıştır.

