ÖZEL HASTANELERDE MEYDANA GELEN TIBBİ UYGULAMA HATALARINDA TAZMİNAT SORUMLULUĞUNUN ŞARTLARI
Tıbbi uygulama hatası nedeniyle tazminat talebinde bulunulabilmesi için; hukuka aykırılık, kusur, zarar ve kusur ile zarar arasındaki nedensellik bağının bulunması gerekir.
Hukuka Aykırılık
Tıbbi müdahalenin sözleşmeye dayandığı durumlarda hukuka aykırılık, sözleşmenin ihlal edilmesi durumunda ortaya çıkar. Haksız fiile yol açan hukuka aykırılık ise kendisine tıbbi müdahalede bulunulan kişinin şahıs varlığı değerlerinin zarar görmesinden kaynaklanır.
Tıbbi müdahalede hukuka uygunluk sebebinin bulunması tazminat talebinde bulunulamaz. Hukuka uygunluk sebepleri, TBK 63. maddesinin 2. fıkrasında sayılmış olup, zarar görenin rızası ve daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar bu sebeplerden bazılarıdır.
Kusur
Hukuk düzeninde hoş görülmeyen davranış olarak tanımlanan kusur, hem sözleşme ilişkisine hem de haksız fiil sorumluluğuna dayanılan hallerde aranan bir şarttır.
Kusurun objektif yönü, ortalama seviyedeki tedbirli bir hekimin göstermesi gereken dikkat ve özeni ifade ederken; subjektif yönü ise istenmeyen neticeye neden olan uygulayıcının, kendisine kusur isnat etmeye elverişli olması gerektiğini ifade eder.
Özel hukukta kusur, tıbbi müdahalede bulunan kişinin davranışına göre kast ve ihmal olmak üzere ikili bir ayrıma tabi tutulmaktadır. Kast, uygulamada nadir görülen, endikasyon dışı müdahaleleri veya kişisel husumet nedeniyle hastaya bilinçli olarak zarar verilmesini ifade eder. İhmal ise dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali demektir.
Hekimin veya hastanenin kendisinden kaynaklanan yoğunluk veya teknik aksaklık vb. mazeretlerin kusuru hafifletmeyeceği gibi; hekimin kusurunun hafif olması da tazminatın indirilmesine neden olmaz. Tıbbi müdahalenin temeli vekalet sözleşmesine dayandığından vekil, özen borcu gereği en hafif kusurundan bile sorumludur. Bu nedenle özel hukukta tazminatın belirlenmesi kusur oranına göre değil zararın boyutuna göre yapılır.
Zarar
Hatalı tıbbi uygulama bir zarara neden olmamışsa yalnızca sözleşmeye veya haksız fiile dayanarak tazminat talep edilemez. Haksız fiile dayanan sorumluluk halinde tedavi giderleri gibi doğrudan zararlar ve meslekte kazanma gücünün kaybı gibi dolaylı zararlar tazmin edilebilirken; kural olarak yansıma olarak nitelendirilen üçüncü kişilerin uğramış olduğu zararlar tazmin edilmez. Destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat ise yansıma zararların tazmin edilebileceğine dair iki istisnadır.
Hekim-hasta ilişkisi kural olarak vekalet sözleşmesine dayandığından belirli uygulamalar haricinde hekimin hastasına iyileşme garantisi verme zorunluluğu yoktur. Bu nedenle hastanın zarar görmediği durumlarda yalnızca iyileşmemeye dayanarak tazminat talep edilemez. Hastanın iyileşmemesi veya geç iyileşmesi hekimin dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlalinden ya da kusurlu bir fiilinden kaynaklanıyorsa iyileşmeme hali zarar olarak kabul edilebilir ve tazminat talep edilebilir.
Nedensellik Bağı
Tıbbi uygulamanın hatalı olması, tazminattan sorumlu olmak için tek başına yeterli değildir. Zararın, hekimin kusurlu eyleminden kaynaklanıyor olması gerekir. Yargıtay, bir kararında nedensellik bağının önemini vurgulamıştır: “Burada hemen belirtmek gerekir ki, davalı doktorlar tarafından tıbbın gerektirdiği tedavi ve müdahale yöntemlerinden birini veya birkaçını yerine getirmemiş olmaları başlı başına davalı doktorların sorumluluğu için yeterli değildir. Ölüm olayının bu eksik tedavi vemüdahaleden kaynaklandığının tereddüde yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması gerekir”.
Yargıtay, olay örgüsündeki her nedeni, nedensellik bağına dahil etmemektedir. Yargıtay’ a göre bir olayın nedensellik bağını etkilemesi için neticeyi değiştirmeye elverişli olması gerekir. Bu yaklaşıma rağmen eser sözleşmesinin varlığı halinde nedensellik bağı daha geniş yorumlanarak doktorun vadettiği sonucun gerçekleşmemiş olması nedensellik bağının varlığı için yeterli kabul edilmektedir.
Hukukumuzda nedensellik bağının ispatı için kesinlik aranmamakta, uygun nedensellik bağı yeterli görülmektedir. Nedensellik bağının tespiti teknik uzmanlık gerektirdiği için yargılamalarda bilirkişiden rapor alınmakla birlikte zaman zaman bilirkişi raporlarında da nedensellik bağı tam olarak tespit edilememekte ve nedensellik bağının varlığı olasılık olarak belirtilmektedir. Uygulamada tıbbi müdahalenin pozitif tıbbın güncel verilerine göre eksiksiz bir şekilde tamamlanması ihtimalinde dahi zararın meydana gelme ihtimalinin yüksek olduğu şeklinde bilirkişi raporları düzenlenmektedir. Müdahalenin kusursuz bir şekilde yapılması halinde dahi zararın meydana geleceği kesin ise tazminat sorumluluğundan kurtulunabilir ancak zamanında müdahale edilmesi halinde iyileşmenin sağlanabilmesi ihtimali düşük de olsa nedensellik bağının ve tazminat sorumluluğunun varlığı kabul edilmelidir.

