ÖZEL HASTANEDE MEYDANA GELEN TIBBİ UYGULAMA HATALARINDAN KAYNAKLANAN UYUŞMAZLIKLARDA İSPAT YÜKÜ VE MADDİ TAZMİNATIN BELİRLENMESİ
Özel hukukta genel kural, iddia sahibinin iddiasını ispat etmesi gerektiğidir. Tıp hukukunda bu kuralın hasta lehine esnetildiğini söylemek mümkündür. ÖzellikleKorunması Hakkında Kanun’ da yapılan son değişiklikler ile hekim-hasta arasındaki uyuşmazlıklar için de Tüketici Mahkemelerinin görevli kılınması ile birlikte hasta lehine yorum ilkesinin ağırlık kazandığı söylenebilir. Sözleşmeye aykırılık iddiasında bulunan hastanın, hekim tarafından sözleşmeye aykırı davranıldığını ispat etmesi yeterli görülmektedir. Tazminat talebinin haksız fiile dayandırılması halinde hekimin kusurunun da ispat edilmesi gerekir ancak meslek kuralının ihlali, kusurun varlığına karine teşkil ettiği için bir meslek kuralının ihlal edildiği hasta tarafından ispat edilmesi halinde kusurunun olmadığını hekim ispat etmelidir.
Hatalı tıbbi işlem nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hastaların, uğradıklarını iddia ettikleri zararı ispatlamaları çok katı kurallara tabi tutulmamıştır. Özellikle destekten yoksun kalma tazminatı, ölenin yakınları tarafından önceden bilinmesi mümkün olmadığından teknik incelemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Uygulamada bakım, yol ve cenaze masrafları için de bilirkişi incelemesi yapıldığı görülmektedir.
Zarara uğrayan kişinin kendi kusuru da tazminatın belirlenmesinde dikkate alınmaktadır. Hastanın, tedavinin öncesinde veya sonrasında kendisine verilen tavsiyelere uymaması, tedavi sonrası yükümlülüklerini ihlal etmesi, kontrol muayenelerine gelmemesi, tedbir amaçlı kullanılan alçı, atel ve bandaj gibi malzemeleri olması gerekenden önce çıkarması nedeniyle zararın meydana gelmesi veya zararın hastanın kusuru nedeniyle büyümesi halinde tazminat, hastanın kusuru oranında indirilebilecektir. Hastanın yakınlarının veya üçüncü kişilerin kusurlu fiilleri de istenmeyen neticeye etki ettiği ölçüde tazminatın belirlenmesi açısından önemlidir.
Destekten yoksun kalma tazminatının belirlenmesinde ölenin geliri, yardımın miktarı ve ne kadar süreceği gibi hususlar dikkate alınmaktadır.
Yargıtay bir kararında, hamal olarak çalışan davacının bilinen geliri asgari ücretin altında kalmasına rağmen tazminatın asgari ücretten düşük olamayacağı için gelirin asgari ücretten hesaplanmasına karar vermiş; bir kararında da daha az vergi ödemek için gelirini düşük gösteren tacirin gerçek gelirinin dikkate alınması gerektiğine karar vermiştir.
Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında ölenin gelirinin meslek hayatı boyunca aynı kalacağının kabulü mümkün olmadığı için mesleğinde tecrübe kazandıkça gelirinin artacağı kabul edilmektedir. Önceleri yıllık %5 oranındaki sabit artış oranı uygulamasından Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1985 tarihli bir kararıylavazgeçilmiş ve gelir artış oranı yerel mahkemeler tarafından hayatını kaybeden hastaya özgü takdir edilmektedir.
Ölenin yakınlarına yapacağı yardımın miktarı, talepte bulunanlar tarafından makbuz, dekont vb. belgelerle delillendirilememişse mahkeme, hem ölenin hem de destek olduğu kişinin meslek ve gelirleri, yaşları, medeni durumları, çocuk sayıları, yakınlık dereceleri ve cinsiyetleri gibi özellikleri dikkate alarak takdir edilecektir.
Ölen kişinin hayatının sonuna kadar çalışması mümkün olmayacağı için uygulamada yardım süresinin hesabı, aktif gelir elde edilen dönem ve pasif gelir elde edilen dönem olmak üzere ayrı ayrı hesaplanmaktadır. Destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunan kişinin ilerleyen dönemde desteğe ihtiyacının kalmayacak olması durumu da tazminat hesabında dikkate alınmalıdır.
Ölen hastanın geride bıraktığı mirası veya Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenen primlerin karşılığı olarak ölenin yakınlarına yapılan ödemeler, destekten yoksun kalma tazminatından mahsup edilemez.
Destekten yoksun kalma tazminatı irat ya da sermaye şeklinde ödenebilir. Hasta ölmeseydi yakınlarına uzun yıllar boyunca parça parça maddi destekte bulunacakken ölmesi halinde hak kazanılan destekten yoksun kalma tazminatının sermaye şeklinde ödenmesinin, özellikle günümüzün ekonomik koşullarında tarafların arasındaki menfaat dengesini zedelememesi için hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından bir miktar indirim yapılır. Gerçekten de destekten yoksun kalma tazminatının amacı desteğin eksilmesinin telafisi olduğundan, tazminatın taraflardan birinin diğerinin aleyhine zenginleşmesine neden olmaması gerekir. Yargıtay’ ın 1980 ve 1990’ lı yıllarda verdiği kararlarında, indirim/iskonto oranını %10 olarak uyguladığı görülmektedir.

