Tıbbi Uygulama Hatalarından Kaynaklanan Uyuşmazlıklarda

Sağlık Hizmetinin Sunulma Şekline Göre İdarenin Sorumluluğunun Belirlenmesi

 

 

Hatalı bir tedavi nedeniyle zarar meydana gelmesi durumunda, tazminat talebinde bulunmadan önce görevli yargı yolunu ve tazminatın yöneltileceği tarafı doğru tespit edebilmek için sağlık hizmetinin ne şekilde sunulduğunun incelenmesi önemlidir.

 

Emanet usulü, sağlık hizmetinin, idarenin kendi sağlık kurumunda, kendi araç gereçleri ile kendi personeli tarafından görülmesi durumudur. Sağlık hizmetinin emanet usulü ile görülmesi halinde hasta ile hekim arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmamakta, sağlık hizmetinin asli sorumlusu idare olduğundan meydana gelen zarardan idare sorumludur.

 

İdarenin sağlık hizmeti sunmak için ihtiyaç duyduğu özel nitelikli tesislerin kamu-özel işbirliği şeklinde inşa edilmesi halinde; özel kurum, kurulması ve hizmeti sunmaya hazır hale getirilmesinden, idare ise sağlık hizmetinin sunulmasından sorumludur. Sağlık hizmetini idare sunduğu için meydana gelen zarardan idare sorumlu olduğu gibi sağlık hizmetinin dışında sağlık hizmetinin sunulduğu tesisin kendisinden meydana gelen bir zarar olması halinde ise idarenin tesisi kurmakla görevli kurumu denetlemekle yükümlü olduğundan denetim yükümlülüğünün ihlali ölçüsünde sorumluluğuna gidilebilir.

 

Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun (SHTK) 9. maddesinin 1. fıkrasına göre sağlık hizmetleri kamu hastaneleri ve devlet üniversiteleri arasında protokol düzenlenerek afiliasyon yani birlikte kullanım ve/veya iş birliği şeklinde görülebilir. Bu şekilde sunulan sağlık hizmetinin sunumunda bir zarar meydana gelmesi halinde tazminat talebi, her iki durumda da her iki idareye birlikte yöneltilebilecektir.

 

Sağlık hizmetinin özel hastane ve vakıf üniversitesi tarafından birlikte görülmesi ise; vakıf üniversitesinin tıp eğitimini sürdürecek yeterli fiziki imkana sahip olmaması durumunda özel hastane ile protokol yaparak hastane binasını kullanması şeklinde gerçekleşir. Tıp fakültesinde görevli akademisyenler, özel hastanede hasta kabulü yaparlar. Sağlık hizmetinin bu şekilde sunulması durumunda her ne kadar hasta ile hastane arasında özel hukuka dayalı bir sözleşme ilişkisi kurulmuş olsa da protokolün yapılması ile birlikte özel hastane bir kamu hastanesi niteliğine bürünmektedir39. Bu nedenle tedaviden kaynaklanan zararlarda bütünüyle idarenin sorumluluğuna gidilmelidir.

 

Üniversitede öğretim üyesi olarak görev yapan hekimlerin yapacakları operasyon karşılığında hekime bir ödeme yapmaları, idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Kendi muayenehanelerinde hekimlik mesleği icra eden öğretim üyelerinin yapmış olduğu hatalı uygulamalar idarenin sorumluluğunda olmamakla birlikte hekim, tetkik yapmak için kamu hastanelerinin laboratuvar vb. teknik imkanlarından yararlanıyorsa, tetkiklerin hatalı yapılması halinde idarenin sorumluluğu söz konusu olacaktır. Yine hekimin hastasını kamu hastanesine yatırması durumunda hastadan kendisi sorumludur. Kamu görevlisi yardımcı sağlık personelinin kusurlu fiili ya da organizasyon kusuru nedeniyle meydana gelen zararlar için idarenin sorumluluğuna gidilebilir.

 

Devlet hastanelerinde görev yapan hekimler ile aile hekimlerinin aynı zamanda işyeri hekimi olarak çalışmaları mümkündür. İşyeri hekimi olarak çalışırken verdikleri zararın tazmini konusunda genel kabul, işyeri hekimi ile hasta arasında vekalet sözleşmesi kurulmadığı için hekimin haksız fiil hükümlerine göre sorumlu tutulması gerektiğidir.

Leave A Comment

first name
last name
comment

Cart (0 items)