Bedensel Zararlar ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatı:

 

Av.Mustafa Yusuf Alp AKGÜN

 

1.GİRİŞ

 

Hukuk düzeni, bireyin bedensel bütünlüğüne yönelik saldırıları sadece bir ihlal olarak değil, aynı zamanda kişinin yaşam boyu sürecek ekonomik geleceğinin sarsılması olarak ele alır. Bir haksız fiil neticesinde meydana gelen yaralanma veya ölüm olayları, mağdurun ve yakınlarının hayatında geri dönülemez maddi kayıplar meydana getirmektedir. Bu kayıpların giderilmesi süreci, statik bir geçmiş değerlendirmesinden ziyade, kişinin bakiye ömür süresince elde edeceği muhtemel kazançların ve mahrum kalacağı destek miktarının bugünden öngörülmesini gerektiren dinamik bir yapıya sahiptir.

 

Bedensel zarar tazminatları ve destekten yoksun kalma talepleri, doğası gereği hem hukuk kurallarının hem de matematiksel kesinliğin kesişim noktasında yer alır. Maluliyet oranının tespitiyle başlayan bu süreçte; kişinin yaşı, gelir düzeyi ve yaşam beklentisi gibi değişkenler aktüeryal formüllerle işlenerek bir “gelecek projeksiyonu” oluşturulur. Ancak bu projeksiyonun adil ve gerçekçi olması, kullanılan verilerin güncelliğine ve hesaplama yöntemlerinin istikrarına bağlıdır.

 

Günümüzde, tazminat hesaplamalarında kullanılan yaşam tablolarının (TRH 2010 veya PMF 1931) seçimi, devre sonu veya devre başı rant yöntemlerinin uygulanması ve iskonto oranlarındaki değişimler, yargılama sürecinin teknik ve hukuki karakterini belirleyen temel unsurlar haline gelmiştir. Bu yazı kapsamında, bedensel zararların ve desteğin yitirilmesinden doğan kayıpların hesaplanmasında kullanılan güncel parametreler ve yargı kararlarıyla şekillenen teknik standartlar ayrıntılı olarak incelenecektir.

 

2. BEDENSEL ZARARIN KAPSAMI

 

Bedensel zararlar, Türk Borçlar Kanunu’nun 54. maddesinde tahdidi (sınırlı) olmamak üzere sayılmıştır. Bu tazminat türü, kişinin vücut bütünlüğünün ihlali sonucunda malvarlığında meydana gelen somut eksilmeleri ve gelecekteki potansiyel kayıpları kapsar.

 

A- Tedavi Giderleri: Haksız fiil anından iyileşme sürecinin sonuna kadar yapılan tüm tıbbi harcamalardır. Bu giderler kısaca Hastane masrafları, ilaç bedelleri, protez ve ortez giderleri, refakatçi ücretleri ve tedavi için harcanan yol giderleri olarak sayılabilir. Kişinin sakatlığı nedeniyle gelecekte doğabilecek ve ömür boyu kullanmak zorunda olduğu ilaçlar veya periyodik olarak yenilenmesi gereken tıbbi cihazlar (örneğin tekerlekli sandalye) da bu başlık altında hesaplanır.

 

B- Kazanç Kaybı (Geçici İş Göremezlik): Olay tarihinden, kişinin sağlığına kavuştuğu veya sakatlığının kesinleştiği (tıbbi iyileşme süresi) ana kadar geçen süredeki gelir kaybıdır. Bu tazminat kalemi mağdurun çalışamadığı gün sayısı ile günlük net kazancı çarpılarak bulunur. Serbest meslek sahiplerinde vergi kayıtları, işçilerde ise maaş bordroları esas alınır.

 

C- Çalışma Gücünün Kaybından Doğan Zararlar (Sürekli İş Göremezlik): Bedensel zararların en teknik kısmıdır. Kişinin tıbbi iyileşme süresi tamamlandıktan sonra vücudunda kalan kalıcı hasarın (maluliyet oranı) yarattığı ekonomik kayıptır.

 

Kişinin sakatlık oranı, bakiye ömür süresi ve gelir düzeyi çarpılarak geleceğe dönük bir nakit akışı hesaplanır. Bu noktada bir de yargıtay kararları ile şekillenmiş efor kaybı tazminatı gündeme gelebilir. Kişi sakat kalmasına rağmen aynı işi yapmaya devam edebiliyor olsa dahi, sakatlığı nedeniyle akranlarına göre “daha fazla efor” sarf edeceği için bu tazminata hak kazanır. Bu noktada değinmemiz gereken bir husus da ev hanımlarına ilişkin uygulamadır. Yargıtay istikrar kazanan görüşleri ile ev hanımlarının da kalıcı maluliyeti bulunması halinde ev işlerini yaparken daha fazla efor sarf edeceğini kabul etmiştir. Hatta öyle ki çalışan bir kişi için aktif ve pasif dönem ayrımı yapılarak emeklilik dönemi bu tazminat kaleminin hesaplamasının dışında tutulurken ev hanımları için pasif dönemde de ev işlerini yapmaya devam edeceği kabulüyle aktif pasif dönem ayrımı yapılmadan bir hesaplama yapılması gerektiğin kabul edilmektedir.

 

D- Ekonomik Geleceğin Sarsılmasından Doğan Kayıplar: Bazen kişide kalıcı bir sakatlık (organ kaybı vb.) olmasa bile, geçirdiği kaza veya yaralanma nedeniyle mesleki kariyerinin olumsuz etkilenmesi durumudur. Örneğin yüzünde sabit iz kalan bir modelin veya parmağı zedelenen bir cerrahın mesleğini icra edememesi veya iş bulmasının zorlaşması bu kapsamda değerlendirilir.

 

3. ZARARIN BELİRLENMESİ

 

Mahkemece hükmedilecek tazminatın belirlenmesinde iki temel rapor esas alınmaktadır bu raporlar Adli tıp tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında düzenlenen, yaralanmanın şiddetini ve kalıcı sakatlık oranını belirleyen maluliyet raporu ve Maluliyet oranını matematiksel verilere dökerek tazminat miktarını tespit eden Aktüerya Bilirkişi Raporudur.

 

Bu zararların tespiti üzerine elde edilen miktar üzerinden; kusur durumuna, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından rücu edilebilen peşin sermaye değeri belirlenmiş engelli aylığına ve olayda hatır taşıması gibi spesifik bir durumun olup olmamasına göre çeşitli indirimler yapılarak gerçek zararın ortaya çıkarılması hedeflenir.

 

4. DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATININ KAPSAMI

 

Destekten yoksun kalma tazminatı, Türk Borçlar Kanunu m. 53/3 uyarınca, bir kimsenin ölümü neticesinde onun yardımından mahrum kalanların uğradığı zararın tazminidir. Bu tazminat türü, ölenin mirasçılarına değil, fiilen veya farazi olarak desteğinden yararlananlara aittir. Bir kişinin yalnızca ölenin mirasçısı olması destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanabilmesi için yeterli olmadığı gibi; mirasçı olmayan ancak ölenin desteğinden yararlanan bir kişinin de sadece mirasçı olmaması sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanamayacağından söz edilemez

 

Desteğin Niteliği ve Şartları

Destek ilişkisinin varlığı için ölen ile destek alan arasında bir akrabalık bağı olması şart değildir. Önemli olan desteğin süreklilik arz etmesidir.

-Fiili Destek: Ölüm anına kadar düzenli ve somut olarak yardım eden kişi (Örn: Eşine bakan koca).

-Farazi (Muhtemel) Destek: Henüz yardım etmese de, ileride yardım edeceği beklenen kişi (Örn: Küçük bir çocuğun ileride anne ve babasına destek olacağı varsayımı).

 

5. TAZMİNATIN BELİRLENMESİ

 

A- Paylaştırma Yöntemi

 

Hesaplamada en kritik aşama, ölenin gelirinden ne kadarının kendine harcayacağı (pay), ne kadarının destek görenlere kalacağının belirlenmesidir. Bu oranlar farklı Yargıtay dairelerince farklı uygulanmakla birlikte trafik kazasına ilişkin payları örneklendirmek gerekirse:

-Eşli ve Çocuksuz: Eş %50, Ölen %50.

-Eşli ve İki Çocuklu: Eş %25, Çocuklar %25 (her biri), Ölen %25.

-Anne-Baba: Ölen çocuk evli değilse anne-babaya pay ayrılır. Çocuk evlenince anne-babanın payının kesileceği varsayılır.

Şeklinde örneklerin çeşitlendirilmesi mümkündür.

 

B- Destek Sürelerinin Belirlenmesi

 

Tazminatın hangi tarihe kadar hesaplanacağı, desteğin ve destek görenin durumuna göre değişir:

Örneğin ölenin eşinin bakiye ömrü boyunca tazminat alacağı varsayılır ancak evlenme ihtimali tablosuna göre indirim yapılır. Çocukların kural olarak 18 yaşına kadar destek aldığı varsayılır ancak yüksek öğrenim görüyorsa bu süre 25 yaşına kadar uzatılır. Kız çocukları için geçmişteki uygulanan “evlenene kadar” kriteri yerini yaş sınırına bırakmıştır. Ölenin anne ve babası ise bakiye ömürleri boyunca destekten yararlanabilirler.

 

C- Gelirin belirlenmesi

 

Destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken ölenin gelirinin belirlenmesi en önemli noktalardan biridir. Bu belirleme kişinin maaş bordrosuna göre yapılmakla ölenin asgari ücretten fazla gelirinin bulunması halinde Meslek odalarından emsal ücret araştırması yapılarak ve Türkiye İstatistik Kurumu Verilerinden yararlanılarak ölenin gelirinin belirlenmesi gerekir.

 

Yargıtayca kabul edilen bir diğer fiili durum ise gerçek gelirin asgari ücretten fazla olmasına rağmen kurumlara bildirilen gelirin asgari ücret olması durumunda yapılacak hesaplanmada gerçek gelirin dikkate alınması gerektiğidir. Örneğin bir şirket sahibi veya ortağının gelirinin hesaplanması sırasında kişinin gelirini asgari ücret olarak bildirmiş olması halinde asgari ücret üzerinden değil gerçek geliri üzerinden hesaplama yapılarak sonuca ulaşılması gerekmektedir.

 

Ayrıca belirtmek gerekir ki ölenin farklı bir ülkede ikamet etmesi ve gelirinin tespit edilememesi halinde ölenin ikamet ettiği ülkenin asgari ücretinin emsal alınması da Yargıtay tarafından uygulamada kabul edilmiştir.

 

D- Mahsuplar ve indirimler

 

Tazminat hesaplamasında mahsup ve indirimler, belirlenen brüt zararın netleştirilerek “haksız zenginleşme” engelinin aşıldığı teknik aşamadır. Hukukumuzda “zarar neyse tazminat odur” ilkesi gereği, mağdurun elde ettiği bazı kazanımların hesaplanan rakamdan düşülmesi gerekir.

 

D1. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Ödemelerinin Mahsubu

 

Mahsuplar içinde en büyük payı SGK ödemeleri tutar. Ancak her ödeme tazminattan düşülmez:

-SGK’nın mağdura bağladığı gelir (iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle), idarece haksız fiil sorumlusuna (faile) rücu edilebiliyorsa, bu miktar tazminattan düşülür.

-SGK’nın bağladığı maaşın, hesap tarihindeki toplu değeri Peşin Sermaye Değeri olarak adlandırılır. Bu değer, hesaplanan tazminattan mahsup edilir.

-Rücu edilemeyen (örneğin yaşlılık aylığı veya ölenin primiyle hak kazanılan ölüm aylığı gibi) ödemeler tazminattan düşülmez.

 

D2. Kusur İndirimi

 

Tazminat miktarını doğrudan etkileyen en temel indirimdir.

-Müterafik Kusur (TBK m. 52): Mağdurun, zararın doğmasına veya artmasına kendi kusuruyla neden olmasıdır. (Örn: Emniyet kemeri takmayan sürücü, kask takmayan motorcu). Bu kusur türü doğrudan indirim sebebi yapılmaz, indirim yapılıp yapılmayacağı mahkemenin takdirindedir.

-İndirim Oranı: Bilirkişi raporuyla belirlenen kusur oranları (%20, %50 vb.) toplam tazminattan doğrudan düşülür.

 

D3. Hatır Taşıması ve Menfaat İndirimi (TBK m. 51)

 

-Hatır Taşıması: Mağdurun, bir araçta hiçbir karşılık ödemeden veya hukuki yükümlülük olmaksızın taşınmasıdır. Yargıtay uygulamasında bu durumda tazminattan kural olarak %20 oranında hakkaniyet indirimi yapılır.

-İstisna: Eğer taşıma, her iki tarafın da ortak menfaatine ise (Örn: işe beraber gitmek için yakıt paylaşımı) bu indirim uygulanmayabilir.

 

D4. Evlenme İhtimali İndirimi (Destekten Yoksun Kalmada)

 

Daha önce değindiğimiz gibi, sağ kalan eşin yaşına ve çocuk sayısına göre belirlenen “Sayman Tablosu”ndaki oranlar uyarınca, eşin gelecekte yeniden evlenip bir destek bulabileceği varsayımıyla tazminattan indirim yapılır.

 

D5. Diğer Tazminat ve Ödemelerin Mahsubu

 

-Sigorta Ödemeleri: Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) kapsamında daha önce sigorta şirketinden alınan ödemeler, güncellenerek (yasal faiziyle getirilerek) toplam tazminattan mahsup edilir.

-Manevi Tazminat İlişkisi: Manevi tazminat bir zenginleşme aracı olmadığı için maddi tazminattan mahsup edilmez; her iki kalem de bağımsız olarak hüküm altına alınır.

 

6. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

 

Bedensel bütünlüğün ihlali ve ölüm neticesinde doğan tazminat hakları, yalnızca geçmişe dönük bir zararın telafisi değil, bireyin ve ailesinin gelecekteki ekonomik idamesini sağlayan temel bir hukuki kalkandır. Makale boyunca incelenen hususlar göstermektedir ki; tazminatın belirlenmesi süreci, tıbbi verilerin aktüeryal projeksiyonlarla harmanlandığı, hukuk ve finans matematiğinin iç içe geçtiği bir disiplindir.

 

Özellikle ev hanımlarının maluliyeti hususunda Yargıtay’ın benimsediği “aktif-pasif dönem ayrımı yapılmaksızın efor kaybı hesabı” yaklaşımı, ev içi emeğin ekonomik değerinin hukuk nezdinde tescili açısından devrim niteliğindedir. Benzer şekilde, gerçek gelirin tespiti noktasında asgari ücret sınırının aşılarak emsal ücret ve yurt dışı yerel asgari ücret verilerinin esas alınması, tazminatın gerçekliği ilkesine hizmet etmektedir.

 

Ancak uygulama noktasında, hesaplama yöntemleri arasındaki ikilik (Progresif Rant ile Devre Başı Rant farkı) halen bir “öngörülebilirlik” sorunu teşkil etmektedir. Aynı zararın, davanın dayandığı hukuki temele (iş kazası, trafik kazası veya genel haksız fiil) göre farklı matematiksel modellerle hesaplanması, adalete olan güveni ve hukuki istikrarı sarsmaktadır. Maddi tazminatın asıl amacı haksız zenginleşmeyi önlemek olsa da, bu amacın mağdurun hak kaybına uğramasına yol açacak katı teknik formüllerle gölgelenmemesi esastır.

 

Nihayetinde;

 

  1. Tazminat hesaplamalarında kullanılan yaşam tabloları (TRH 2010) ve iskonto oranlarının tüm yargı kollarında yeknesak hale getirilmesi,
  2. Müterafik kusur ve hatır taşıması gibi hakkaniyet indirimlerinde standart oranların somut olayın özellikleriyle harmanlanarak adil uygulanması,
  3. SGK tarafından bağlanan gelirlerin rücu edilebilirliğinin, mağdurun bakiye tazminatını eritmeden titizlikle denetlenmesi,

        adaletin tecellisi için elzemdir. Bedensel zararların tazmini, bir matematiksel işlemin çok ötesinde; bozulan toplumsal dengenin hukuk eliyle yeniden tesisi ve bireyin onuruna yaraşır bir ekonomik gelecek vaadidir.

Leave A Comment

first name
last name
comment