Uyarı: Bu dilekçe örnek niteliğindedir, somut olayın özelliklerine göre uyarlanarak kullanılmalıdır!
Mahalle/köy muhtarı hakkında verilen görevden uzaklaştırma kararına karşı açılabilecek iptal davası dilekçe örneği aşağıda yer almaktadır.
DENİZLİ NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİNE
DAVACI : ………………… (Ad, Soyad ve T.C. Kimlik No Yazılacak)
Adresi : Pamukkale / DENİZLİ
VEKİLİ : Av. Muhammed Said TÜRKKOL
ATIF Hukuk Bürosu – Kınıklı Mah. Doğan Demircioğlu Cad. No: 75
Sarıkaya Apt. Kat: 2 Pamukkale / DENİZLİ
DAVALI İDARE : Pamukkale Kaymakamlığı
KONU : Müvekkil hakkında verilen görevden uzaklaştırma kararının iptali istemli dava dilekçemizden ibarettir.
İptali İstenen İdari İşlem : Pamukkale Kaymakamlığı’nın …./…./…. tarih ve 2026/………… sayılı kararı.
Tebliğ Tarihi : …./…./….
OLAYLAR
Davacının muhtarı olduğu mahalle, görev süresi ve görevi kapsamındaki faaliyetlerine ilişkin bilgiler bu kısımda detaylandırılmalıdır.
Davacıya yönelik tesis edilen hukuka aykırı işlemin somut ayrıntıları (işlemin niteliği, dayanağı ve uygulanış biçimi) bu kısımda anlatılmalıdır.
Dava konusu olaylarla ilgili yürütülen bir ceza soruşturması/kovuşturması veya idari soruşturma varsa, ilgili dosyaya ilişkin açıklamalar bu kısımda yapılmalıdır.
Davacı hakkındaki hukuka aykırı yaptırıma dayanak gösterilen olayların gerçekte nasıl meydana geldiği ve asıl sorumlu kişilerin kimler olduğuna ilişkin ayrıntılar bu kısımda anlatılmalıdır.
Yukarıdaki anlatımları doğrulayacak deliller bu kısımda sıralanmalıdır.
Davacının konuyla ilgili daha önce yaptığı başvurular ile idarenin verdiği cevaba ilişkin tarih ve sayı bilgileri bu kısımda belirtilmelidir.
HUKUKİ AÇIKLAMALAR
1. Anayasa’nın 2. maddesinde ifadesini bulan hukuk devleti ilkesi; temel hak ve özgürlüklere saygılı, eylem ve işlemleri yargı denetimine tâbi, hukuki güvenlik ve belirlilik prensipleriyle bağlı bir idari yapıyı zorunlu kılar. Anayasa Mahkemesi’nin Norm Denetimi, E. 2018/117, K. 2023/212, T. 07.12.2023 sayılı kararına göre; “Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel unsurlarından biri de belirlilik ilkesidir. Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Belirlilik ilkesi hukuksal güvenlikle bağlantılı olup bireyin kanundan belirli bir kesinlik içinde hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini verdiğini bilmesini zorunlu kılmaktadır. Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir. Hukuk güvenliği ilkesi; bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi, yalnızca yasal belirliliği değil, daha geniş anlamda hukuki belirliliği de ifade etmektedir. Hukuki belirlilik ilkesinde asıl olan, bir hukuk normunun uygulanmasıyla ortaya çıkacak sonuçların o hukuk düzeninde öngörülebilir olmasıdır.”
2. Davalı idarenin işlemine hukuken dayanak olarak gösterdiği hususlardaki usul ve esasa ilişkin sakatlıklar bu kısımda ayrıntılı olarak açıklanmalıdır.
3. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 9. maddesi, muhtarın vazifeleri arasında mahalle sakinlerinin müşterek ihtiyaçlarını saptamak, yaşam kalitesini yükseltmek, belediye ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilişkileri yürütmek, mahalleyi alakadar eden konularda görüş belirtmek ve kurumlarla işbirliği yapmak gibi hususları saymıştır.
4. 12 Kasım 2012 tarih ve 6360 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ile Denizli’nin büyükşehir statüsüne kavuşması neticesinde köylerin tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülmüş, içme suyu ve altyapı hizmetleri büyükşehir belediyesinin sorumluluğuna verilmiştir. Somut olayda yetkiye ilişkin hukuka aykırılıklar varsa bu kısımda anlatılmalıdır.
5. Köy ve mahalle muhtarları, kamu görevlisi olarak kabul edilmekle birlikte, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi değillerdir. Anılan Kanun’un “Resmi belge, araç ve gereçlerin yetki verilen mahaller dışına çıkarılmaması ve iadesi” başlıklı 16. maddesi ve buna aykırılığın kınama cezasını gerektirdiğini belirten 125. maddesinin (m) bendi, yalnızca 657 sayılı Kanun’a tâbi devlet memurları hakkında uygulanabilir. Bu itibarla, muhtar olan davacıya 657 sayılı Kanun hükümlerine dayanarak işlem tesis edilmesi mümkün değildir.
6. İdari soruşturma sürecinde davacının şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulmuşsa, CMK 147. maddede ifade alma yetkisinin münhasıran adli kolluk ve Cumhuriyet savcısına ait olduğu yönündeki düzenlemeye açıkça aykırılık teşkil eder. Bunun yanında, Anayasa’nın 38. maddesindeki suç ve cezaların kanuniliği ilkesi gereği, mevzuatta karşılığı bulunmayan bir disiplin fiili üzerinden müeyyide uygulanması hukuka aykırıdır.
TALEP SONUCU : Yukarıda arz ve izah edilen ve sayın mahkemenizce resen dikkate alınacak tüm nedenlerden ötürü; davalı idarenin hukuka aykırı işleminin iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı idarenin üzerine bırakılmasına karar verilmesini saygıyla vekaleten arz ve talep ederiz. …./…./….
Davacı Vekili
Av. M. Said TÜRKKOL
Ekler:
1. İptali istenen idari işlemin sureti.
2. Davalı idareye yapılan başvuru dilekçesi sureti.
3. Vekaletname sureti.

