Uyarı: Bu dilekçe örnek niteliğindedir, somut olayın özelliklerine göre uyarlanarak kullanılmalıdır!
Boşanmanın muvazaalı olduğu ve eski eşle fiilen birlikte yaşandığı iddiasıyla yetim aylığı kesilen ve geriye dönük borç çıkarılan kişiler adına iş mahkemesine açılabilecek iptal davası dilekçesi örneği aşağıda yer almaktadır.
DENİZLİ NÖBETÇİ İŞ MAHKEMESİNE
DAVACI : ………………… (Ad, Soyad ve Adres Yazılacak)
VEKİLİ : Av. Muhammed Said TÜRKKOL
ATIF Hukuk Bürosu – Kınıklı Mah. Doğan Demircioğlu Cad. No: 75
Sarıkaya Apt. Kat: 2 Pamukkale / DENİZLİ
DAVALI İDARE : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne izafeten)
KONU : Müvekkile bağlanan yetim aylığının iptaline ilişkin kurum işleminin iptali, müvekkilin davalı idareye borçlu olmadığının tespiti, kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanması ve geriye dönük tahsil edilemeyen aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebidir.
AÇIKLAMALAR
Müvekkil, annesinin …./…./…. tarihinde vefat etmesinden yaklaşık on yıl sonra, Denizli Aile Mahkemesi’nin ………/………… Esas sayılı dosyasında verilen kararla eski eşinden boşanmıştır. Maddi bakımdan desteksiz kalan müvekkil, rahmetli annesi üzerinden yetim aylığı bağlanmasını sağlamış ve kendisine düzenli olarak ödeme yapılmıştır.
Ancak davalı idarenin denetmenleri tarafından, yerinde bir inceleme gerçekleştirilmeksizin, eksik araştırmayla hazırlanan rapor dayanak alınarak müvekkilin boşanmasının muvazaalı olduğu ve eski eşiyle fiilen birlikte yaşadığı iddia edilmiş; neticede yetim aylığı iptal edilmiştir. Bununla da kalınmamış, aylığın başlangıcından itibaren yapılan ödemeler faiziyle birlikte müvekkile borç olarak tahakkuk ettirilmiştir.
Söz konusu işleme karşı, …./…./…. tarihli yazılı itirazla SGK Başkanlığı Emekli Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığı’na başvurulmuş; tarafların boşanma sonrasında hiçbir biçimde bir araya gelmedikleri, ortak hayatın tamamen ortadan kalktığı ve denetim raporunun yetersiz olduğu ayrıntılı biçimde ifade edilerek işlemin iptali, yersiz ödeme adı altında oluşturulan ana para ve faizin silinmesi ve kesilen aylığın tekrar bağlanması talep edilmiştir (Ek-1). İdare, …./…./…. tarihli cevabi yazısıyla yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle itirazı reddetmiş; bu ret kararı tarafımıza …./…./…. tarihinde tebliğ olunmuştur (Ek-2). Yasal süre içerisinde huzurdaki dava açılmıştır.
Dava konusu idari işlem açıkça hukuka aykırıdır. Şöyle ki;
Müvekkilin boşanması davalı idarenin işleminin aksine muvazaalı değildir. Boşanma hükmünün kesinleşmesiyle birlikte eski eşiyle aralarındaki fiili beraberlik bütünüyle son bulmuş, o tarihten bugüne dek aynı çatı altında bulunmaları dahi söz konusu olmamıştır. Kaldı ki müvekkil, annesinin ölümünün üzerinden yaklaşık on yıl geçtikten sonra boşanmıştır. Amacı muvazaalı yolla maaş almak olsaydı, vefatın hemen ardından bu girişimde bulunurdu; bu kadar beklemesi, iyiniyetinin açık bir göstergesidir. Mahkeme tarafından araştırıldığında, müvekkil ile eski eşinin ikamet adreslerinin tamamen farklı olduğu da sübut bulacaktır.
Boşanmanın muvazaalı olduğu iddiası bütünüyle davalı kurumun soyut kabulüne dayanmaktadır ve ispat yükü kurumun omuzlarındadır. Ne var ki, eylemli birlikteliği ortaya koyacak somut hiçbir delil gösterilememiş; sadece varsayım üzerinden hareket edilmiştir. Eksik ve özensiz denetime dayanan bu haksız işlem, zaten ekonomik güçlük çeken müvekkili yoksulluğa mahkûm etmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayımlanan 22/03/2018 tarihli genel yazıda da vurgulandığı üzere; “Yalnızca tanık beyanlarıyla veya yerinde denetim yapılmaksızın kanaat oluşturulduğu, denetime esas bilgi ve belgelerde çelişkiler bulunduğu diğer kurumlardan ve kolluk Kuvvetlerinden alınan bilgi ve belgeler ile denetim raporları arasında farklılıkların dikkate alınmadan karar verildiği, yargı organlarınca verilen kararlarda gözetilmesi gereken hususlara dikkat edilmeksizin inceleme ve denetim yapıldığı, boşandığı eşiyle fiilen yaşadığı kanaatinin oluştuğu durumlarda, yapılan itiraz üzerine yeniden denetim yapılmasına, denetime gönderilecek olan dosyaların tespitinde yukarıda belirtilen hususlara dikkat edilecektir.” Bu ilkelere somut olayda riayet edilmediği görülmektedir.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin Esas No:2012/20332, Karar No:2013/9402 sayılı ilamı da bu noktada yol göstericidir: “yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm deliller toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak, muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge/bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü/ Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle/köy muhtar ve azaların tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle ‘boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama’ olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.”
Anılan Yargıtay kararı ve kurum genel yazısı birlikte değerlendirildiğinde; eylemli birlikteliğin varlığı hiçbir somut olguyla kanıtlanmadan, abonelik ve adres kaydı gibi temel araştırmalar yapılmadan, itiraz üzerine yeniden incelemeye dahi gidilmeden tesis edilen işlemin hukuka aykırılığı tartışmasızdır. Müvekkil bu karar nedeniyle geçimini sağlamakta ciddi güçlük çekmekte, mağduriyeti giderek derinleşmektedir. Bu nedenle hukuka aykırı işlemin iptali için dava açma zorunluluğumuz doğmuştur.
HUKUKİ DAYANAK
Türk Medeni Kanunu, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, yüksek yargı mercilerinin kararları ve sair ilgili mevzuat.
DELİLLER
Davalı idarenin cevabi yazısı, Denizli Aile Mahkemesi’nin boşanma ilamı, nüfus ve ikametgâh kayıtları, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delil.
TALEP SONUCU
Yukarıda arz ve izah edilen ve sayın mahkemenizce resen dikkate alınacak tüm sebeplerden ötürü; dava neticeleninceye kadar müvekkilin kesilen yetim aylığının ihtiyati tedbir yoluyla bağlanmasına, kurum işleminin iptaline ve kesilen yetim aylığının yeniden bağlanmasına, davalı idare tarafından müvekkile isnat edilen borcun iptaline, mahrum kalınan yetim aylığın kesilme tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı idarenin üzerine bırakılmasına karar verilmesini vekaleten talep ederiz.
Davacı Vekili
Av. M. Said TÜRKKOL
Ekler:
1. Davalı idareye başvuru dilekçesi.
2. Davalı idarenin cevabi yazısı.
3. Vekâletname sureti.

