Uyarı: Bu dilekçe örnek niteliğindedir, somut olayın özelliklerine göre uyarlanarak kullanılmalıdır!
Lösemi tedavisi gören bir çocuğa uygulanan kemoterapi dozunun kilo ve kan değerlerine göre gerektiği şekilde ayarlanmaması sonucunda ağır ve kalıcı nörolojik hasar meydana gelmesi halinde üniversite hastanesine karşı idare mahkemesine açılabilecek tam yargı davası dilekçesi örneği aşağıda yer almaktadır.
DENİZLİ NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİNE
DAVACILAR : ………………… (Anne ve Baba Adı, Soyadı ve Adresleri Yazılacak)
VEKİLİ : Av. Muhammed Said TÜRKKOL
ATIF Hukuk Bürosu – Kınıklı Mah. Doğan Demircioğlu Cad. No: 75
Sarıkaya Apt. Kat: 2 Pamukkale / DENİZLİ
DAVALI : Pamukkale Üniversitesi Rektörlüğü – Denizli
KONU : Sağlık hizmeti sırasında meydana gelen tedavi hatasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın faiziyle tahsili istemine ilişkin tam yargı davasıdır.
AÇIKLAMALAR
I. OLAYLAR
Davacı anne ve baba Denizli’de ikamet etmekte olup küçük çocuklarının sık tekrarlayan karın ağrısı, halsizlik ve kilo kaybı şikâyetleri göstermesi üzerine önce Denizli Devlet Hastanesi’ne başvurmuşlardır. Burada gerçekleştirilen ilk tetkiklerin ardından küçük, Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne yönlendirilmiştir. Hastane kayıtlarında bir dosya numarası ile takip başlatılmış ve yapılan incelemeler neticesinde çocuğa akut lenfoblastik lösemi (ALL) tanısı konulmuştur.
Başlangıçtaki şikâyetler doğrultusunda yapılan değerlendirmeler sonucunda çocuğun lösemi hastalığı nedeniyle kemoterapi tedavisine alınması uygun görülmüştür. Tedavi Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji bölümünde gerçekleştirilmiş ve aileye “hastalığın kontrol altına alındığı” ifade edilmiştir. Bu açıklama üzerine anne ve baba bir nebze olsun ferahlamıştır. Takip eden süreçte haftanın büyük bölümünde kesintisiz biçimde hastaneye gidip gelinmiştir. Kontrol amaçlı çekilen kemik iliği incelemeleri ve kan tetkikleri sonrasında düzenli aralıklarla kontrole çağrılmışlar ve tüm randevulara eksiksiz riayet etmişlerdir. Ne var ki belirgin bir iyileşme olmadığı gibi, çocuğun bağışıklık sistemi ciddi şekilde zayıflamaya ve kan değerleri bozulmaya başlamış; hastane personeli bu durumu kemoterapinin doğal bir neticesi olarak izah ederek aileye sabır tavsiye etmiştir.
İyileşme umuduyla beklenirken bir gün küçüğün yüksek ateş, bilinç bulanıklığı ve vücudunun bir tarafında güç kaybı yaşadığı fark edilmiştir. Küçük çocuk yürümekte zorlanmaya, konuşması bozulmaya başlamış ve akut nörolojik tablo ortaya çıkmıştır. Aile hiç vakit kaybetmeden çocuğu hastaneye ulaştırmıştır. Bunun üzerine çocuk derhal yatırılmış ve uzun süre yatarak tedavi uygulanmıştır.
Ne yazık ki hastane bünyesindeki bu uzun tedavi sürecinden de herhangi bir olumlu sonuç alınamamış; aksine tablo ağırlaşmaya devam etmiştir. Davacıların hastane yetkilileriyle yaptıkları görüşmelerde, kendilerine “uygulanan kemoterapi nedeniyle kan değerlerinin ve bağışıklık sisteminin geçici olarak bozulduğu, ancak birkaç yıl içerisinde kemik iliğinin kendisini toparlayabileceği, dolayısıyla endişeye mahal bulunmadığı” söylenmiştir.
Davacılar, tüm umutlarını muhafaza ederek çocuklarının düzelmesini beklemiş; davalı hastane hekimlerine güvenerek onların bütün talimatlarını noksansız şekilde yerine getirmişlerdir.
II. TIBBİ HATANIN ANLAŞILMASI VE İDARİ BAŞVURU
Hastalığın seyri ve uygulanan kemoterapi protokolü hakkında aileye doyurucu hiçbir açıklama yapılmamış; nörolojik tablonun ortaya çıkmasından sonra dahi hasta dosyasına erişimleri engellenmiştir. Davacılar, tıp bilgisine sahip olmadıklarından, doktorların verdiği izahatı sorgusuz kabul etmişlerdir.
Gerçek, büsbütün tesadüf eseri, bir hastane çalışanının aileden bir yakınına —aradaki bağı bilmeksizin— “ilaç dozlarının çocuğun kilosuna ve kan değerlerine göre yeniden düzenlenmesi gerekirken yüksek dozda kemoterapi uygulandığını, bunun kemik iliğini ağır şekilde baskılayarak ciddi enfeksiyona ve sonrasında beyin damarlarında hasara yol açtığını” ifade etmesiyle gün yüzüne çıkmıştır. Bu beyanın ardından yaptıkları araştırmada, çocuğun gördüğü zararın kemoterapi tedavisinin uygun doz ve takip koşulları gözetilmeksizin uygulanmasından kaynaklanan tıbbi tedavi kusuruyla bağlantılı olduğu tarafımızca anlaşılmıştır.
Özellikle kemoterapi dozlarının çocuğun vücut ağırlığı, kan değerleri, böbrek ve karaciğer fonksiyonları ile tedaviye verdiği yanıt dikkate alınarak düzenlenmesi gerekirken bu hususların yeterince gözetilmediği, buna bağlı olarak ağır kemik iliği baskılanması geliştiği ve devamında meydana gelen ciddi enfeksiyonun nörolojik hasara neden olduğu hususları, olayın tıbbi hata boyutunu açıkça ortaya koymaktadır.
İdari yolların tüketilmesi bakımından, zararın giderilmesi istemini içeren başvuru mektubu Pamukkale Üniversitesi Rektörlüğü’ne iadeli taahhütlü olarak gönderilmiştir. …./…./…. tarihli bu yazılı talep, …./…./…. günü idareye tebliğ edilmiş olmasına rağmen 60 günlük yasal süre içerisinde herhangi bir cevap verilmemiş; böylece başvuru zımnen reddedilmiştir. Dava açmaktan başka hukuki çare kalmamıştır.
III. MEYDANA GELEN ZARARIN BOYUTLARI
Hatalı ve özensiz kemoterapi uygulaması ile buna bağlı olarak gelişen ağır enfeksiyon ve nörolojik hasar sebebiyle küçük, vücut çalışma gücünü %100 oranında kaybetmiş; yaşamsal fonksiyonlarını neredeyse tamamen yitirmiştir. Beslenmesi, öz bakımı ve her türlü gündelik gereksinimi yalnızca annesi ve babası eliyle karşılanabilmektedir. Küçük yaştaki çocuğun sürekli olarak beslenme ve kişisel bakım desteğine ihtiyaç duyması nedeniyle başkasının yardımı olmaksızın en temel ihtiyacını dahi giderememektedir. Ortaya çıkan bu vahim tablo, başta anne ve babası olmak üzere tüm aile fertlerini tarifsiz bir acıya boğmuş; ailenin ruhsal bütünlüğü ağır şekilde zedelenmiştir.
Davacı taraflardan biri ev içi sorumlulukları yürütmekte, diğeri ise asgari ücretle işçi olarak çalışarak ailenin gelirini sağlamaktadır. Başka hiçbir yerden gelirleri yoktur; dava masrafları ve harçları ödeyebilecek mali güce sahip değildirler. Bu sebeple işbu davanın adli yardımlı olarak görülmesi gerekmektedir.
Davacı anne ve baba, evlatlarıyla aynı acıyı ve psikolojik çöküntüyü her gün yeniden yaşamakta, derin bir elem ve ıstırap duymaktadırlar. Bu üzüntünün hiç değilse kısmen giderilmesi amacıyla; baba için ………………… TL, anne için ………………… TL ve küçüğün şahsında duyulan tarifsiz acıya karşılık ………………… TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmekteyiz.
Yanlış kemoterapi tedavisi ve bunun sonucunda meydana gelen ağır nörolojik hasar nedeniyle %100 malûl kalan küçük yönünden, fazlaya dair haklarımız saklı tutulmak kaydıyla şimdilik ………………… TL maddi tazminat; ayrıca çocuğun sürekli bakım ihtiyacı, hastane ve tedavi ulaşım masrafları, özel beslenme ürünleri, bakım malzemeleri ve sair zorunlu giderlerden doğan zarara ilişkin ………………… TL maddi tazminat talep edilmektedir.
IV. HUKUKİ DAYANAK VE DELİLLER
Hukuki Dayanak: İdari Yargılama Usulü Kanunu, Danıştay Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, yüksek yargı kararları, doktrinsel kaynaklar ve sair ilgili mevzuat.
Delillerimiz: Hasta dosyası ve davalı idare ile yazışmaların sayın mahkemenizce davalı idareden celbini talep ediyoruz, hastanın sağlık durumunu gösterir belgeler, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delil.
TALEP SONUCU
Yukarıda arz ve izah edilen ve sayın mahkemenizce resen dikkate alınacak tüm nedenlerden ötürü; adli yardım talebimizin kabulüne, yargılamanın duruşmalı yapılmasına, davamızın kabulü ile detayları kalemler halinde yukarıda açıklanan toplam tazminatın davalı idarenin temerrüde düşürüldüğü tarihten itibaren işlemeye başlayacak yasal faizi ile ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı idarenin üzerine bırakılmasına karar verilmesini saygıyla vekaleten arz ve talep ederiz.
Davacılar Vekili
Av. M. Said TÜRKKOL
Ekler:
1. Sağlık belgeleri.
2. Vekaletname sureti.

