Uyarı: Bu dilekçe örnek niteliğindedir, somut olayın özelliklerine göre uyarlanarak kullanılmalıdır!
İnternet bankacılığı güvenlik açığı üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık işlemleri sonrası, bankanın kusursuz olduğunu ileri sürerek husumet itirazında bulunması halinde tüketici tarafından asliye ticaret mahkemesine sunulabilecek cevaba cevap dilekçesi örneği aşağıda yer almaktadır.
DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE
DOSYA NO : …………/………… E.
DAVACI : ………………… (Ad, Soyad ve Adres Yazılacak)
VEKİLİ : Av. Muhammed Said TÜRKKOL
ATIF Hukuk Bürosu – Kınıklı Mah. Doğan Demircioğlu Cad. No: 75
Sarıkaya Apt. Kat: 2 Pamukkale / DENİZLİ
DAVALI : ………………… Bankası A.Ş.
KONU : Cevaba cevap dilekçemizin sunulmasından ibarettir.
AÇIKLAMALAR
A. Bankanın Ağırlaştırılmış Özen Yükümlülüğü ve Tacir Sıfatı
Davalı banka, TTK’nın 18/2. maddesi uyarınca tacir olup ticari faaliyetlerinin tamamında basiretli bir iş insanı gibi davranmakla yükümlüdür. Bankalar yönünden bu basiret standardı, diğer tacirlere kıyasla çok daha ileri düzeydedir; zira güven kurumu olarak faaliyet gösteren bankalar, objektif özen borcu altındadır ve hafif kusurlarından bile sorumludurlar. Bu nedenle davalı bankanın, somut olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığını öne sürerek husumet itirazında bulunması, hukuki dayanaktan yoksun ve haksız bir savunmadır.
İnternet bankacılığı kullanan müşterilerin mevduatını koruma yükümlülüğü, banka açısından ortadan kalkmadığı gibi hafiflemez de. Daha geniş müşteri kitlesine erişerek kârını artırmak amacıyla hizmetlerini dijital ortama taşıyan bankanın, bu tercihin doğal sonucu olarak güncel teknolojik ve yazılımsal tedbirleri eksiksiz alması; kötü niyetli üçüncü kişilerin sistemlerine yönelik saldırılarını anlık olarak bertaraf edecek güvenlik mekanizmaları kurması; sistemini sürekli yenileyip güçlendirmesi ve herhangi bir usulsüz işlemle karşılaştığında müşterisini vakit kaybetmeksizin bilgilendirmesi zorunludur.
Bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluk rejimine tabi olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulundukları için hafif kusurlarından dahi sorumlu tutulurlar. Davalı bankanın, somut olayda kusursuz olduğunu ileri sürerek kendisine husumet yöneltilemeyeceğini iddia etmesi, haksız ve hukuki dayanaktan yoksundur.
B. Güvenlik Zafiyeti ve Kişisel Verilerin Korunması
Davalı bankanın internet bankacılığı altyapısı, beklenen güvenlik kalitesinin oldukça altında kalmış; kötü niyetli şahısların müşteri bilgilerine erişmesine veya güvenlik katmanlarını aşmasına imkân tanıyacak düzeyde zafiyet barındırmıştır. Banka, işlemleri kendi bünyesinde gerçekleştirdiğinden, husumete ilişkin itirazının reddi icap eder.
Kendi sistemindeki güvenlik açığından kaynaklanan zararı müvekkileme yüklemeye çalışan davalı banka, şifrelerin ve kişisel bilgilerin müvekkilemin kusuru sonucu ele geçirildiğini somut delillerle ispat etmek zorundadır. İspat yükü tamamen bankanın omuzlarındadır.
Müvekkile ait bütün kişisel ve finansal veriler dolandırıcıların eline geçmiş olup, bu veriler davalı bankanın bünyesinden sızdırılmıştır. Müvekkil, oluşturulan sahte bir hat üzerinden aranmış ve dolandırıcılık fiiline maruz kalmıştır. Davalı banka bu durumu tespit etmesine rağmen gerekli önlemleri almamış ve dolayısıyla sorumluluktan kurtulamaz. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında veri sorumlusu sıfatını taşıyan banka, kanundan doğan yükümlülüklerini yerine getirmemiş; veri ihlalini engelleyemediği gibi, ihlali müvekkileme ve Kişisel Verileri Koruma Kurumu’na bildirmeyerek telafi edici adımların atılmasına mani olmuştur. Davalı bankanın tüm güvenlik sisteminin kopyalandığı ve müşteri bilgilerini koruma konusunda yetersiz kaldığı açıktır.
C. Tek Kullanımlık Şifre Uygulaması ve Alternatif Güvenlik Çözümleri
Davalı banka, kısa mesaj (SMS) yoluyla iletilen tek kullanımlık işlem onay şifresinin, dolandırıcılar tarafından yönlendirilmek suretiyle hukuka aykırı işlemlerde kullanıldığını bilmekte veya bilmesi gerekmektedir. Banka, en ileri teknolojiyi kullanarak müşterilerine güvenli bir işlem ortamı sunmakla mükelleftir. Ne var ki davalı banka, yetersiz kalan SMS seçeneğini müvekkileme sunmuş; buna karşılık elektronik imza, akıllı anahtar veya smart banking gibi çok daha üst düzey koruma sağlayan uygulamaları zorunlu olarak devreye almamıştır. Hâlihazırda son teknoloji ürünü olan e-imza teknolojisi dahi, maliyetli olduğu gerekçesiyle müşterilerin kullanımına açılmamış ve neticede müvekkilem dolandırıcılık mağduriyeti yaşamıştır.
TALEP SONUCU
Yukarıda arz ve izah tüm nedenlerden ötürü; davalının mesnetsiz cevaplarının dikkate alınmayarak davamızın kabulü ile müvekkilin davalıya borcunun olmadığının tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekaleten saygıyla arz ve talep ederim.
Davacı Vekili
Av. M. Said TÜRKKOL


