Uyarı: Bu dilekçe örnek niteliğindedir, somut olayın özelliklerine göre uyarlanarak kullanılmalıdır!
Kesinleşmiş orman kadastrosu nedeniyle tapu kaydına sonradan “orman şerhi” konulması halinde, tapu sicilinin tutulmasından doğan zararın Devletten tazmini ile tescil istemine ilişkin dava dilekçesi örneği aşağıda yer almaktadır.
DENİZLİ NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE
DAVACI : ………………… (Ad, Soyad ve Adres Yazılacak)
VEKİLİ : Av. Muhammed Said TÜRKKOL
ATIF Hukuk Bürosu – Mehmetçik Mahallesi 2622. Sokak
Altınyaprak Apartmanı No:2/3 Pamukkale / DENİZLİ
DAVALI İDARE : Hazine ve Maliye Bakanlığı (Denizli Defterdarlığına izafeten)
KONU : Tapu kütüğüne işlenen “orman şerhi” sebebiyle uğranılan zararın, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1007. maddesi uyarınca tazmini ile taşınmazın tapu kaydının iptali ve Maliye Hazinesi adına tesciline ilişkindir.
Dava Değeri : ………………… TL (taşınmazın dava tarihi itibarıyla tespit edilecek gerçek değeri tam olarak belirlendiğinde artırılmak üzere).
AÇIKLAMALAR
1. Müvekkil; Denizli ili sınırları içinde bulunan bir taşınmazı, …./…./…. tarihli resmî senetle satın alarak malik sıfatını kazanmıştır. Taşınmazın müvekkil adına tescil edildiği tarih itibarıyla, tapu kütüğü üzerinde devir veya tasarrufu engelleyici nitelikte herhangi bir şerh, beyan ya da kısıtlayıcı kayıt yer almamakta; taşınmaz, bütünüyle “temiz” bir sicil kaydıyla iktisap edilmiş bulunmaktadır.
2. Ne var ki, Orman Genel Müdürlüğü’nün yürüttüğü kadastro çalışmaları sonucunda, taşınmazın bir bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde kaldığından bahisle, müvekkilin mülkiyeti edinmesinden yıllar sonra tapu kaydına “orman sınırları içerisine alındığından satılamaz” şerhi konulmuştur. Oysa idare, gerek tapu kütüğünün ilk tesisinde gerekse müvekkilin satın alma işlemi aşamasında hiçbir itirazda bulunmadığı gibi, uzun süre sessiz kalmak suretiyle tapu siciline duyulan güveni pekiştirmiştir.
3. Söz konusu şerh işlemiyle birlikte, müvekkilin Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) kapsamında korunan mülkiyet hakkı, taşınmaz üzerindeki yararlanma ve tasarruf yetkileri tamamen ortadan kaldırılarak âdeta çıplak mülkiyete indirgenmiş; buna rağmen Orman İdaresince bugüne kadar tapu iptal ve tescil davası ikame edilmemiştir.
4. 4721 sayılı TMK’nın 1007. maddesi, “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.” hükmünü âmirdir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarında, kadastro işlemlerinin de tapu sicilinin ayrılmaz bir parçası olduğu ve bu aşamada yapılan hatalardan doğan zararların aynı madde kapsamında Devletin kusursuz sorumluluğunu doğuracağı duraksamaya yer bırakmayacak biçimde kabul edilmektedir. Nitekim Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin E.2022/10399, K.2023/482, T.19.01.2023 sayılı kararında; “4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.” denilmek suretiyle bu husus açıkça ifade edilmiştir.
5. Mülkiyet hakkı, niteliği gereği mutlak bir hak olmayıp kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilir. Ancak bu sınırlandırmanın ölçülü ve orantılı olması hukuk devletinin vazgeçilmez bir gereğidir. Tazminatın kapsamı hususunda Yargıtay’ın istikrar kazanmış uygulaması; tapu malikinin uğradığı gerçek zararın tam olarak giderilmesini, mülkiyet hakkına müdahale edilmemiş olsaydı mal varlığının bulunacağı durumun aynen tesisini gerektirmektedir.
6. Davaya konu taşınmaz, tapu sicilinde tarla vasfıyla kayıtlıdır ve üzerinde çok sayıda ağaç bulunmaktadır. Meskûn mahal içerisinde yer alan taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin, tarla niteliği ve emsal satışlar gözetilmek suretiyle tespit edilmesi gerekmekte olup, varsa mütemmim cüzleri, muhdesat ve sökülemeyen teferruatların da hesaplanacak değere eklenmesi gerekmektedir.
HUKUKİ DAYANAK
4721 sayılı TMK, 6098 sayılı TBK, 6100 sayılı HMK, AİHS ve ilgili sair mevzuat.
DELİLLER
Taşınmaza ait tapu kayıtları ve tedavüllü kütük örnekleri, keşif, bilirkişi raporları, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, tanık anlatımları, yemin ve her türlü yasal delil.
TALEP SONUCU
Yukarıda arz ve izah nedenlerden ötürü, fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla; davamızın kabulüne; taşınmazın dava tarihi itibarıyla uzman bilirkişilerce tespit edilecek gerçek değerinin tam ve kesin biçimde belirlenmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere, dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalı Maliye Hazinesinden tahsili ile davacı müvekkile verilmesine, taşınmazın tapu kaydının iptali ile Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı idarenin üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekaleten saygıyla arz ve talep ederiz.
Davacı Vekili
Av. M. Said TÜRKKOL



