Doktor Hatası Tazminat Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Hemen okuyun: Doktor hatası (malpraktis) davalarında görevli mahkemenin tespiti ve zamanaşımı sürelerini inceledik.

 

Av. Muhammed Said Türkkol, Denizli Barosu

Son güncelleme: 10.07.2026

 

Hastanede yapılan işlemlerde bir doktor hatası veya ihmali nedeniyle hastanın zarar görmesi veya hayatını kaybetmesi (tıbbi malpraktis) halinde davanın açılacağı mahkeme, tedavi görülen hastanenin türüne göre belirlenir. Kural olarak devlet ve üniversite hastanelerinde meydana gelen zarar için bir yıl içerisinde davanın açılacağı idareye başvuru yapılması ve akabinde İdare Mahkemelerinde dava açılması gerekirken; özel hastanelerde meydana gelen zararlar için Tüketici Mahkemeleri görevlidir ve zamanaşımı süresi 5 yıldır. Genel kural bu olmakla sağlık hizmetinin farklı şekillerde sunulması halinde açılacak davanın türü de değişkenlik gösterecektir.

 

Sağlık Hukuku gözlemlediğimiz üzere davacıların kafasını en fazla karıştıran konu davanın hangi mahkemede açılacağının belirlenmesi konusudur. Çünkü günümüzde sağlık hizmetinin maliyetinin düşürülmesi için hizmetin çok farklı şekillerde gördürüldüğü görülmektedir.

 

Devlet Hastanesinde Doktor Hatası Olması Halinde Dava Hangi Mahkemede Açılır?

Devlet Hastanesinde yapılan işlemlerde bir kusur veya ihmal nedeniyle hastanın mağdur olması halinde; İdari Yargılama Usulü Kanununun (İYUK) m. 36’ ya göre İdare Mahkemesinde tam yargı davası açılması gerekir. Devlet Hastanelerinde görevli hekimler, hemşireler ve diğer sağlık personeli, kamu görevlisi oldukları ve sundukları hizmeti kamu adına sundukları için verdikleri zararlardan kişisel olarak sorumlu tutulmazlar. Davaların İdare Mahkemesinde açılması gerekir ve davalı, Sağlık Bakanlığı olur.

 

Şehir Hastanelerinde Doktor Hatası Olması Halinde Dava Hangi Mahkemede Açılır?

Bilindiği üzere şehir hastaneleri çoğunlukla yap-işlet-devret modeli ile kurulmaktadır. İdarenin sağlık hizmeti sunmak için ihtiyaç duyduğu özel nitelikli tesislerin kamu-özel işbirliği şeklinde inşa edilmesi halinde; özel kurum, kurulması ve hizmeti sunmaya hazır hale getirilmesinden, idare ise sağlık hizmetinin sunulmasından sorumludur. Sağlık hizmetini idare sunduğu için meydana gelen zarardan idare sorumlu olacak ve dolayısıyla dava İdare İdare Mahkemelerinde açılacaktır.

 

Üniversite Hastanelerinde Doktor Hatası Olması Halinde Dava Hangi Mahkemede Açılır?

Üniversite Hastanelerinde Yapılan İşlemlerde de görevli mahkeme aynı şekilde İdare Mahkemeleridir. Üniversite Hastanesinde görev yapan öğretim üyesi hekimler, uzman hekimler ve asistan hekimler de tıpkı devlet hastanelerinde görev yapan hekimler gibi kamu görevlisi oldukları için kendilerine doğrudan husumet yönetilemez. Bu nedenle davalar Üniversite Rektörlüğüne karşı, İdare Mahkemelerinde açılır.

 

Özel Üniversiteye (Vakıf Üniversitesine) Karşı Tüketici Mahkemesinde Dava Açılabilir Mi?

Hayır, tıbbi uygulama hatasının meydana geldiği hastane, özel bir üniversiteye bağlı olsa dahi görevli mahkeme; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (HGK) 30.01.2013 tarihli kararına göre yine İdare Mahkemesidir. Bu durumda dava yine kusurlu hekimin kendisine değil, özel/vakıf üniversitenin Rektörlüğüne karşı İdare Mahkemesinde açılacaktır.

 

İdareye Zorunlu Başvuru Nedir?

Devlet hastanelerinde ve üniversite hastanelerinde yapılan işlemler hakkında açılacak davaların İdare Mahkemelerinde açılacağını belirtmiştik. İdari Yargılama Usulu Kanununa göre İdare Mahkemelerinde tazminat talebi ile bir dava açılması için dava açmadan önce davanın açılacağı idareye başvuruda bulunularak tazminatın doğrudan kusurlu olan kurumdan talep edilmesi gerekir. Başvuru yapılmadan doğrudan dava açılması halinde İdare Mahkemesi, davayı usulden reddedecektir.

 

Özel Hastanede Meydana Doktor Hatası (Malpraktis) İçin Dava Nerede Açılır?

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 13.11.2014 tarihli kararı ile desteklediği yaygın uygulamaya göre özel bir hastanede yapılan tıbbi işlemin kusurlu olması nedeniyle bir zarara uğranması halinde davanın Tüketici Mahkemelerinde açılması gerekmektedir. Doktor-Hasta ilişkisi hukukumuzda ağırlıklı olarak “vekalet sözleşmesi” anlamını taşımakta, estetik operasyonlar ve protezler gibi özel nitelikli tedavi türleri ise “eser sözleşmesi” hükümlerine tabi tutulmaktadır. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da yapılan geniş çaplı değişiklik ile bu gibi hastalar ile kurulan vekalet ve eser sözleşmeleri, tüketici işlemi kabul edilmiştir. Bu nedenle özel hastanelerde, kliniklerde ve muayenehanelerde yapılan işlemler nedeniyle açılacak olan davaların Tüketici Mahkemelerinde açılması gerekmektedir.

 

Dikkat! İkisinin Bir Arada Olması Durumu:

Uygulamada gördüğümüz örnekler arasında özel üniversite ve özel hastanenin içi içe geçtiği durumlara sıkça rastlanmaktadır. Bünyesinde Tıp Fakültesi bulunan ancak hastanesi olmayan özel üniversiteler; mecburen özel hastaneler ile protokol yaparak Tıp Fakültesinde eğitim alan öğrencilerin özel hastanede staj yapmasını sağlamaktadırlar. Hatta bu üniversitelerde ders veren hocalar, diğer yandan anlaşmalı olunan özel hastanelerde ameliyat yapmaktadırlar.

 

İşte bu durumda, özel hastanede ameliyat yapan hocanın kusurlu bir işlemine açılacak olan dava yine İdare Mahkemelerinde açılmalıdır. Çünkü İstanbul 7. İdare Mahkemesinin Danıştay tarafından onanmış olan 25.12.2015 tarihli kararında da belirtildiği üzere; özel hastanenin üniversite ile yapmış olduğu protokol, ona bir üniversite hastanesi statüsü kazandırmıştır. Bu nedenle tıpkı yukarıda belirttiğimiz vakıf üniversitelerindeki gibi davanın İdare Mahkemelerinde açılması gerekecektir.

 

Özel Hastanede Yapılan Bir İşlem Hakkında İdari Dava Açılır Mı? Denetim Yükümlülüğü

Özel hastanelerde yapılan ameliyatlar için İdare Mahkemesinde dava açılması son derece istisnai bir durum olmakla birlikte imkansız değildir. Sağlık Bakanlığının özel sağlık kuruluşları üzerinde denetim yükümlülüğü vardır. Özel hastanelerin kadro ve teknik teçhizat bakımından sağlık hizmeti sunmaya elverişli olup olmadığı düzenli bir şekilde denetlenmektedir. Özel nitelik arz eden kliniklerde bu aralık değişmekle birlikte, denetimin sıklığı kural olarak yılda iki seferdir. Bu denetimin gereği gibi yapılmadığı yönünde bir iddia varsa davanın Sağlık Bakanlığına açılması mümkün olacaktır. İşte ancak böyle bir durumda görevli mahkeme İdare Mahkemesi olacaktır.

 

Özel Hastaneye Karşı Tüketici Hakem Heyetine Başvuru Zorunlu Mu?

Evet, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununun 68. maddesi gereği; tüketici ilişkisinden kaynaklanan bir uyuşmalığın bedelinin 2026 yılı için 186.000 TL’ nin altında kalması halinde Tüketici Hakem Heyetine başvuru yapmak zorunludur. Ancak uygulamada, talep edilen tazminat miktarları genellikle bu miktarın üzerinde olduğu için davacılar hakem heyeti yerine doğrudan Tüketici Mahkemelerinde dava açmayı tercih etmektedirler.

 

Özel Hastanede Gerçekleşen Doktor Hatası Nedeniyle Dava Kime Karşı Açılır?

Davanın hangi mahkemede açılacağı kadar kime karşı açılacağı da teknik bir konudur. Özel hastanede meydana gelen tıbbi uygulama hatası nedeniyle açılacak olan dava, hem kusurlu olan hekime hem de özel hastaneye karşı birlikte açılabilir. Türk Borçlar Kanununda adam çalıştıranın sorumluluğunu anlatan hükümlere göre; özel hastane yönetimi, işe aldığı hekimi özenle seçmeli ve işe aldıktan sonra da görevini iyi yapıp yapmadığını denetlemelidir. Bu nedenle her ne kadar hatalı tıbbi uygulama bizzat hekim tarafından yapılmış olsa da özel hastanenin de zarar gören hastaya karşı sorumluluğu vardır. Bu nedenle dava hekim ile hastaneye karşı birlikte açılmasında bir engel yoktur.

 

Özel Hastanedeki Doktorun Muayenehanesinin Olması Durumu:

Uygulama sık karşılaşılan diğer bir konu ise özel hastanede ameliyatı yapan doktorun muayenehanesinin olması durumudur. Burada eğer doktor bağımsız çalışıyor ve hastanenin yalnızca ameliyathanesini kullanıyorsa davanın asıl tarafı doktor olacaktır. Bu durumda ancak hastanenin teknik donanımında bir eksiklik olması halinde özel hastaneye dava açmak mümkün olacaktır.

 

Ayırıcı Durum: Muayenehanenin gerçekten var olması gerekir!

Özel hastanelerin artan maliyetlerden kaçınmak için geliştirdikleri bir takım taktikler vardır. Hekimlerin sigorta primleri yüksek olduğu için hastane, kendi bünyesindeki hekimleri kendi personeli gibi göstermek yerine dışarıdan bağımsız bir hekim gibi gösterme yoluna gitmektedir. Bu durum sosyal hak bakımından hekimin aleyhine gibi görünse de kamudan emekli olan hekimler açısından, emekli maaşlarından kesinti yapılmayacağı için avantajlı olmaktadır. Bu durumda gerçekte çalışan bir muayenehane olmamakta, yalnızca kağıt üzerinde görünen bir muayenehane ile sorumluluğun yönü saptırılmaya çalışılmaktadır.

 

Peki Böyle Bir Durumda Yine Özel Hastaneye Dava Açılabilir Mi?

Evet, Yargıtay’ ın kararlarına göre özel hastanede doktorun bir odasının olması ve hastaları ile görüşmelerini hastanede yapması halinde doktorun hastanenin bir çalışanı olduğu kabul edilir ve yukarıda anlattığımız adam çalıştıranın sorumluluğu hükümleri uygulanabilir ve hastanenin de meydana gelen zarardan sorumlu olduğu kabul edilir. Çünkü Yargıtay, yukarıda anlatmış olduğumuz Vekalet Sözleşmesi ve Eser Sözleşmesinin nerede kurulduğunu incelemektedir.

 

Özel Hastaneye Dava Açmak İçin Arabulucu Zorunlu Mudur?

Özel istisnalar dışında Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu davalarda dava şartı zorunlu arabuluculuk uygulaması vardır. Bu nedenle yalnızca özel hastaneye değil, hekimin kendisine dava açmak için de dava açmadan önce arabuluculuk başvurusu yapmak zorunludur.

 

Doktor Hatası (Tıbbi Malpraktis) Davasında Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?

Tıbbi uygulama hatalarından kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi, görevli mahkemenin türüne göre değişmektedir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi İdare Mahkemesinin görevli olduğu davalarda zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl içinde davanın açılacağı idareye başvuru yapma zorunluluğu vardır. İdarenin başvuruyu olumsuz cevaplaması halinde 60 gün içinde İdare Mahkemesinde tam yargı davası açılması gerekmektedir.

 

Özel hastanelerde meydana gelen tıbbi uygulama hatalarında ise üçlü bir ayrım karşımıza çıkmaktadır. Vekalet sözleşmesinin uygulandığı davalarda zamanaşımı 5 yıl iken estetik operasyonlar gibi eser sözleşmesinin uygulandığı davalarda ise Türk Borçlar Kanunu m. 478 gereği zamanaşımı süresi 2 yıl olmakla birlikte hekimin ağır kusuru var ise 20 yıllık bir zamanaşımı süresi karşımıza çıkmaktadır.

 

Sözleşme sorumluluğunun uygulanamadığı durumlarda haksız fiil sorumluluğuna yönelik bir talepte bulunulması halinde haksız fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde zararın meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıl içinde dava açılması gerekmektedir. Haksız fiilin aynı zamanda Türk Ceza Kanunu (TCK) hükümlerine göre suç teşkil eden bir fiil olması halinde TCK’de düzenlenen zamanaşımı süreleri uygulanacaktır. Ancak belirtmek gerekir ki haksız fiil sorumluluğuna yönelik bir dava açılması halinde dava Tüketici Mahkemesinde açılamayacaktır.

Bir tablo halinde toparlayacak olursak:

Sorumluluk Türü / Mahkeme Hukuki Dayanak / Sözleşme Zamanaşımı Süresi ve Koşullar Önemli Detaylar / Usul
Devlet ve Üniversite Hastaneleri Kamu Hastaneleri / İdari Sorumluluk Zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl (İdareye başvuru süresi) İdareye başvuru zorunludur. Başvuru olumsuz sonuçlanırsa 60 gün içinde tam yargı davası açılmalıdır.
Özel Hastaneler & Hekimler Vekalet Sözleşmesi (Rutin Tedaviler) 5 yıl Genel tıbbi müdahalelerde uygulanan sözleşme türüdür.
Özel Hastaneler & Hekimler Eser Sözleşmesi (Estetik vb.) Normalde 2 yıl (TBK m. 478)

Hekimin ağır kusuru varsa 20 yıl

Sonuç taahhüt edilen (estetik gibi) operasyonları kapsar.
Özel Hastaneler & Hekimler Haksız Fiil Sorumluluğu (Sözleşme dışı) Öğrenilmeden itibaren 2 yıl

Her halde zarardan itibaren 10 yıl

Fiil suç teşkil ediyorsa TCK ceza zamanaşımı uygulanır. Haksız fiile dayanan davalar Tüketici Mahkemesinde açılamayacaktır.

 

Hastaneye Dava Açmak İçin Avukat Tutmak Zorunlu Mudur?

Görüldüğü üzere bir tıbbi işlemin hatalı olması durumunda açılması gereken davanın türü, yargı yoluna kadar değişkenlik gösterebilmektedir. Bu nedenle en çok zorlanılan kısmı davayı açmadan önce başlar. Başvuru ve dava aşamalarını avukat tutmadan yapmak mümkün olmakla birlikte usuli kurallar çok katı olduğu için hak kaybı yaşanmaması açısından bir avukat desteği ilerlemek hayati önem taşımaktadır.

 

Vekaletname Masrafı Nedir ve Vekaletname Verirken Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?

Hatalı tıbbı uygulama nedeniyle zarar görene ait “kişisel sağlık verilerine erişim” yetkisinin vekaletnamede yer alması davanın açılacağı kurumdan veya tedavi görülen diğer kurumlardan belge teminini kolaylaştıracak ve davanın güçlü deliller ile yürütülmesini sağlayacaktır. Sağlık Bakanlığı, yakın zamanda yaptığı yönetmelik değişiklikleri ile özel yetki zorunluluğunu ortadan kaldırmış olsa da sağlık kurumları uygulamada zorluk çıkarabilmektedir. Vekaletname masrafı, noterin uygulamasına göre değişebilmekle birlikte 2026 yılı için ortalama 1500 TL bandındadır.

 

Kaynaklar

İdari Yargılama Usulü Kanunu

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun

Türk Borçlar Kanunu

 

Konu İle İlgili İçerikler

Tıbbi Uygulama Hatalarında Manevi Tazminatın Belirlenmesi

Kötü Tıbbi Uygulamalarda İdarenin Sorumluluğunun Şartları

Tıbbi Uygulama Hatalarında Maddi Tazminat Türleri