Uyarı: Bu dilekçe örnek niteliğindedir, somut olayın özelliklerine göre uyarlanarak kullanılmalıdır!
Trafik kazasında hayatını kaybeden yolcunun müterafik kusuru dikkate alınmadan hükmedilen manevi tazminata karşı, araç işleteni tarafından bölge adliye mahkemesine yapılabilecek istinaf başvurusu dilekçesi örneği aşağıda yer almaktadır.
DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA
Gönderilmek Üzere
DENİZLİ 1. TÜKETİCİ MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE
İcranın Geri Bırakılması Taleplidir.
DOSYA NO : …………/………… E. – …………/………… K.
İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN / DAVALI : ………………… Şirketi
VEKİLİ : Av. Muhammed Said TÜRKKOL
ATIF Hukuk Bürosu – Mehmetçik Mahallesi 2622. Sokak
Altınyaprak Apartmanı No:2/3 Pamukkale / DENİZLİ
DAVACI : …………………
KONU : İstinaf kanun yoluna başvuru dilekçemizden ibarettir.
AÇIKLAMALAR
1. Davacı taraf, yerel mahkemeye ibraz ettiği dava dilekçesinde özet olarak; …./…./…. günü gerçekleşen trafik kazası neticesinde davacıların yakınının yaşamını yitirdiğinden bahisle, manevi tazminatın müvekkil şirketten tahsiline karar verilmesini istemiş, ilk derece mahkemesince de talep aynen hüküm altına alınmıştır. Ne var ki işbu karar, aşağıda izah edilen gerekçelerle hukuka uygun değildir.
MANEVİ TAZMİNATIN HUKUKİ ÇERÇEVESİ VE İLLİYET BAĞI
2. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için, maddi tazminatın bağlı olduğu genel koşulların – fiil, zarar, illiyet bağı ve hukuka aykırılık – somut olayda mevcut bulunması zorunludur. Bu unsurların başında gelen illiyet bağının yokluğu, kusursuz sorumluluk hallerinde dahi sorumluluğu ortadan kaldırır.
SOMUT OLAYDA MÜVEKKİLİN SORUMLULUĞU
3. Müvekkil şirket, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 86. maddesinin 1. fıkrasında düzenlendiği üzere araç işleten sıfatını haizdir. Anılan hükme göre işleten, kendisinin ya da eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru bulunmadığı ve araçtaki bir bozukluğun kazada etkili olmadığı durumlarda, kazanın mücbir sebepten veya zarar görenin yahut üçüncü bir kişinin ağır kusurundan kaynaklandığını kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilir. İşbu davada gerek ceza yargılaması sırasında gerekse huzurdaki dosyada alınan bilirkişi raporları, diğer davalı sürücünün yola dikkatini yeterince vermediğini, viraja uygun olmayan bir hızla girdiğini ve idare hatası gösterdiğini, bu nedenle asli kusurlu olduğunu; müteveffa yolcunun ise Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150. maddesine aykırı biçimde emniyet kemerini takmamış olması sebebiyle tali kusurlu bulunduğunu ortaya koymaktadır. Müvekkil şirket yönünden ise herhangi bir kusur tespit edilmemiştir.
4. Öte yandan müvekkil şirket, kazanın önlenmesi adına üzerine düşen bütün yükümlülükleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirmiştir. Kazaya karışan araç düzenli periyodik bakıma tabi tutulmuş, muayenesi yaptırılmış ve yolculuk esnasında sürücü değişikliğini mümkün kılmak amacıyla yedek şoför araçta hazır bulundurulmuştur. Bu husus, diğer davalının bizzat kendi ifadesi ile de sabittir. Diğer davalının ağır kusuru, işletenin sorumluluğu ile zarar arasındaki illiyet bağını kesmektedir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 26.02.2025 tarihli, 2024/1447 Esas ve 2025/328 Karar sayılı ilamında da “İşleten; aracın sürücüsünün veya yardımcı kişilerin kusurundan da kendi kusuru gibi sorumludur.” denilerek aynı ilke benimsenmiştir.
MANEVİ TAZMİNATIN MİKTARI VE DAVACILARIN SIFATI
5. Manevi tazminat takdir edilirken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve mali durumları, paranın satın alma gücü, kusur oranları, olayın ağırlığı ve olay tarihi gibi objektif ölçütler esas alınmalıdır. Müteveffa yolcunun emniyet kemeri takmayarak zarara birlikte sebebiyet verdiği bilirkişi raporlarıyla ispatlanmış olmasına rağmen, ilk derece mahkemesince bu müterafik kusur manevi tazminat tutarında herhangi bir indirime konu edilmeden hüküm kurulmuştur. Bu durum, hükmedilen meblağın somut olayın özelliklerine ve davacıların etkilenme derecesine uygun olmayacak ölçüde yüksek kalmasına yol açmıştır.
6. Ayrıca, TBK’nın 56. maddesi uyarınca manevi tazminat talep edebilecek kişiler belirlenirken, mirasçılık bağı değil, ölen ile aralarındaki fiili yakınlık ve duygusal bağ esas alınmalıdır. Hakimin, manevi tazminatın belirlenmesinde takdir hakkını kullanırken özel hal ve şartları objektif biçimde değerlendirmesi gerekmektedir. Oysa yerel mahkeme, bu yönde hiçbir araştırma yapmaksızın, davacıların sırf mirasçı sıfatıyla hareketle manevi tazminata hak kazandıkları sonucuna varmıştır.
7. İşte bütün bu sebepler ve sayın mahkemenin re’sen gözeteceği diğer nedenler birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve neticede davanın reddedilmesi için işbu istinaf yoluna başvurulması zorunluluğu hasıl olmuştur.
DELİLLER
İlgili ceza mahkemesi dosyası, kaza tespit tutanakları, olay yeri inceleme tutanakları, tanık beyanları, keşif, yemin, bilirkişi raporları, isticvap, Yargıtay kararları ve her türlü yasal delil.
TALEP SONUCU
Yukarıda arz ve izah edilen tüm nedenlerden ötürü; öncelikle ve ivedilikle icranın geri bırakılması talebimizin kabulüne, istinaf başvurumuzun kabulü ile, yerel mahkemenin hukuka aykırı kararının kaldırılmasına ve yeniden yapılacak yargılama sonucunda davanın, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini saygıyla vekaleten arz ve talep ederiz.
İstinaf Kanun Yoluna Başvuran
Davalı Vekili
Av. M. Said TÜRKKOL



