Uyarı: Bu dilekçe örnek niteliğindedir, somut olayın özelliklerine göre uyarlanarak kullanılmalıdır!
Kadastro tespiti sırasında taşlık olarak nitelendirilen ve sonradan Hazine adına tescil edilen bir arazinin, imar ve ihya yoluyla kazanıldığı gerekçesiyle açılabilecek tapu iptal ve tescil davası dilekçesi örneği aşağıda yer almaktadır.
DENİZLİ NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE
DAVACI : ………………… (Ad, Soyad ve Adres Yazılacak)
VEKİLİ : Av. Muhammed Said TÜRKKOL
ATIF Hukuk Bürosu – Kınıklı Mah. Doğan Demircioğlu Cad. No: 75
Sarıkaya Apt. Kat: 2 Pamukkale / DENİZLİ
DAVALI İDARE : Hazine ve Maliye Bakanlığı (Denizli Defterdarlığına izafeten)
KONU : İmar planı nedeniyle tapu iptali ve tescili istemli dava dilekçemizden ibarettir.
Dava Değeri : …………………… TL
AÇIKLAMALAR
1. Dava konusu taşınmazın yer aldığı bölgenin kadastro çalışmaları geçmiş yıllarda neticelendirilmiştir. Denizli ili sınırları içinde kalan ve eski bir parsel olarak sınırlandırılan geniş yüzölçümlü bir alan, kadastro teknisyenlerince mahallinde “taşlık” vasfıyla tespit edilmiş ve bu nitelendirmeye bağlı olarak herhangi bir gerçek veya tüzel kişi adına tescile konu edilmemiştir. Dolayısıyla bu kısım, önceki kadastro paftasına göre tescil harici bırakılmıştır.
2. Kadastro tespiti esnasında taşlık karakterde olduğu belirtilen ve müvekkilin kendi emek ve sermayesiyle imar ve ihya eylemlerine konu ettiği söz konusu arazi, sonraki yıllarda tamamlanan arazi toplulaştırma işlemleri sonucunda, bu kez yeni bir parsel numarası altında ve Hazine mülkiyetini gösterir biçimde tapu kütüğüne kaydedilmiştir.
3. Müvekkil, fiili kullanımını harita kadastro uzmanınca tanzim edilen güncel kadastro durum paftasında somutlaştırıldığı şekliyle, ilgili parseller içerisinde kalan bölümler üzerinde sürdürmektedir.
4. Doğal yapısı itibarıyla taşlık olan ve tarımsal faaliyete elverişli bulunmayan bu arazi, bizzat müvekkilin yoğun emeği ve masrafı sonucunda ıslah ve ihya edilmiş, tarım yapılabilir vasfa kavuşturulmuştur. Müvekkil, kadastronun bölgeye ilk girdiği tarihten bugüne değin, 20 seneyi aşkın bir zaman dilimidir, söz konusu yeri fasılasız ve malik sıfatıyla elinde bulundurmakta, her yıl düzenli biçimde ekip biçmektedir.
5. Hazine tarafından gerçekleştirilen tescil işlemi öncesinde, taşınmaz üzerinde 20 yılı aşkın süredir aralıksız tasarrufu bulunan müvekkile herhangi bir ihtarda bulunulmamış, bilgi verilmemiştir. Mahallinde yapılacak keşifte de açıkça gözlemleneceği üzere, uyuşmazlık mevzu bahis taşınmaz bölümleri tamamen müvekkilin gayretleriyle verimli bir ziraat arazisine dönüşmüş durumdadır ve hâlihazırda üzerinde müvekkil tarafından ekilmiş mahsuller mevcuttur.
6. Ne var ki, müvekkil Hazine uhdesine geçen bu arazinin adına tescili, hatta gerektiğinde rayiç bedelinin ödenmesi karşılığında devralınması maksadıyla ilgili idareye defalarca yazılı müracaatta bulunmuş, ancak bu girişimlerden netice alamamıştır.
7. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesindeki açık düzenlemeye göre, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunmakla birlikte orman niteliğinde olmayan ve bir kamu hizmetine özgülenmemiş arazilerden, masraf ve emek harcanarak imar ve ihya ile tarım arazisine çevrilen taşınmazların, aynı Kanun’un 14. maddesinde öngörülen koşulların varlığı halinde, imar ve ihyayı gerçekleştiren kişiler veya bunların halefleri adına, aksi takdirde ise Hazine adına tescil edileceği hüküm altına alınmıştır. Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde aranan temel şart ise, taşınmaz üzerinde asgari 20 yıl boyunca nizasız ve fasılasız biçimde malik sıfatıyla süregelen zilyetliğin tanık, bilirkişi ya da belgelerle kanıtlanmasıdır. Dava konusu olayda, kadastro tespiti sırasında taşlık olarak kaydedilen arazinin müvekkilin emeğiyle ne denli verimli bir hale geldiği keşif sırasında saptanacak, tanık anlatımlarıyla da 20 yılı aşan zilyetlik süresi ispat edilecektir. Tüm bu yasal gereklerin olayda tahakkuk etmiş olmasına rağmen taşınmazın Hazine mülkiyetine geçirilmesi açık bir hukuka aykırılık teşkil etmektedir.
8. Yukarıda sıralanan nedenlerden ötürü, Hazine adına yolsuz şekilde tescil edilen taşınmazlara ilişkin tapuların iptal ve tescilinin sağlanarak hukuka aykırılığın giderilmesi için işbu davayı açma zorunluluğumuz doğmuştur.
HUKUKİ DAYANAK
4721 sayılı TMK, 6098 sayılı TBK, 6100 sayılı HMK, 3402 sayılı Kadastro Kanunu ve sair ilgili mevzuat.
DELİLLER
Tapu kütükleri, kadastro pafta ve krokileri, zabıta araştırması, mahalli bilirkişi incelemesi, keşif, tanık anlatımları, yemin, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delil.
TALEP SONUCU
Yukarıda arz ve izah edilen tüm nedenlerden ötürü; müvekkilin imar ve ihya ettiği bölümlerin Hazine üzerindeki tapu kaydının iptaline ve söz konusu taşınmaz kesitlerinin davacı müvekkil adına tapuya tesciline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı idarelerin üzerine bırakılmasına karar verilmesini vekaleten saygıyla arz ve talep ederiz.
Davacı Vekili
Av. M. Said TÜRKKOL

